Çocuk ve Sokakta Oyun

Eskiden, Bahçe/Hayat Kapıları vardı sokağa bakan. Dış dünyaya açılan ya da dışarıdan içeriye Hayat Kapısı’ndan girdiğinizde aynı bahçeye açılan üç dört ev kapısı görürdünüz. O evlerin çocukları aynı bahçe içerisinde oynar, okula birlikte gider, sırdaşlıklarını, arkadaşlıklarını, gençlik dönemlerinde de sürdürürlerdi. Mahallenin diğer çocuklarına katılmakta da akşamüstü ve hafta sonlarını seçerek keyfe akarlardı. Evlerin açıldığı bu ortak alan dış dünyanın tehlikelerinden çocuğu korur ve aynı zamanda birbirleriyle oynamalarına güvenli bir ortam hazırlardı. Yazık ki günümüz kent yaşamı site ve blokların oluşumu bu doğal oyun alanlarını yok etti. Var olan parklardan çocuklarımız ne kadar yararlanıyor, bu konuya ne kadar özen gösteriyoruz düşünülmelidir.

Oyunun Tanımı: Oyun gerçekte bir çocuğun enerjisini olumlu alanlara yönlendirmesi için bir araçtır. İçten gelen ve çaba gerektiren uğraş bütünüdür oyun.

Oyun Dönemi:

1-3 yaş arasını kapsayan özerklik döneminin ardından gelen 3-6 yaş arası çocukluk döneminde başlar oyun kavramı. Özerklik döneminde tanıma ve etkileşim odaklı algılamaya ağırlık veren çocuk, oyun döneminde öğrendiklerini öğrenecekleriyle birleştirip hayal gücünü de ekleyerek sosyal bir ağ olarak kullanır oyun ortamını.

1-3 yaş bilimsel olarak oyun dönemi olarak tanımlansa da, sonra ki yaşlarda hatta erişkinlik döneminde de süregelen bir olgudur.

Oyunun Katkıları:

Alan oyunları geliştiricidir, bir köşe kapmaca, yağ satarım bal satarım, yakar top ya da yedi kiremit gibi oyunlarda çocukların birbirleriyle yarışında kazanımlar ruh sağlığı gelişimleri açısından son derece önemlidir. Kısaca ifade edilecek olursa bu kazanımların bazıları; başarıya ve yenilgiye yönelik içsel tutum geliştirme, karşı takımla mücadele de iş birliği ve ekip ruhu geliştirme, yetersiz olana öğretme çabası, keyifle zaman geçirip açık hava da koşup oynayarak bedensel güç elde etme olarak sıralanabilir.

Oyun çocuğun, akranlarıyla ilişkiler kurmasını, bedensel ve zihinsel gelişmesini sağlayan yaşama hazırlayıcı nitelik taşır.

Bedensel Gelişim Açısından:

  • Bol oksijen almasını sağlar.
  • Enerjisini tüketerek rahatlamasını sağlar.
  • Kas gelişimi için önemli egzersiz niteliğindedir.
  • Oyunlarda araç kullanımı var ise el becerilerini geliştirir.
  • Bacak, el, kol ve göz koordinasyonunu sağlar.
  • Kas gelişiminde yardımcı olur.

Zihinsel Gelişim Açısından:

  • Seçme hakkı kullanma
  • Hayal gücünü fark etme ve yapılandırma,
  • Kuralları öğrenme ve uygulama/uyma
  • Başarısızlığın ve yetersizliklerin kabulü
  • Başarı duygusunu tanıma ve motivasyon

Ruhsal Gelişim Açısından:

Herhangi bir çocuk kendi oyununu kurduğunda ya da akranlarıyla oyunu paylaştığında yaşadığı dünyayı, kendi coşkusunu ve insan ilişkilerini yansıtır. Bu nedenledir ki duygusal zorluklar, tıkanmalar yaşayan, uyum sorunları gösteren, davranış ve psikosomatik sorunları olan çocuklara oyun terapisi uygulanır. Bu terapi; doğal ortamı içinde uyum aracılığıyla kendini ifade etme, dışa vurum ve gerçeklik değerlendirmesi sağlaması hedefi ile ruh sağlığı çerçevesinde onarım yaratır.

Alan oyunlarının aksine bilgisayar oyunlarıyla çokça zaman geçiren bir çocuğun bedensel, ruhsal ve iletişim yeteneklerinin gelişmesi beklenemez. Çünkü sosyal bir ağ içinde bulunmamakta, manyetik bir alanda yönlendirilmekte ve kendi yaratıcılığını tamamlayacak sosyal ilişkiler kuramamaktadır. Algı ve refleks gelişimi açısından bilgisayar oyunları yarar sağlayıcı nitelikte olsa da ebeveyn denetimi ve bilgisayar başında harcanan zamanın sınırları önemlidir.

Ayrıca sokak oyunları çocuğun gerilimini atarak dingin bir psikolojiye ulaşmasını sağlar.

Şimdi ki nesil sokak oyunları konusunda oldukça şanssızdır. Bu konuda şimdi ki nesilden 11 yaşındaki bir kız çocuğu ile sokak oyunları hakkında yaptığımız görüşme, durumu net olarak göstermektedir.

“Bilgisayar oyunlarını çok sık oynamıyorum, Ipad’te oynamayı tercih ediyorum. Bir arkadaşımın babası bilgisayarcı dolayısıyla çok fazla vakit geçiyor bilgisayarla.

Sokak oyunlarından ip atlamayı seviyorum. Babaanneme gittiğimde özellikle, çünkü onun büyük bir balkonu ve terası var. Mahallede çocuk olmadığı için genellikle kardeşimle oyun oynuyoruz. Anneanneme gittiğimizde ise karşı komşusunun kızı ile oyun oynuyoruz.

En keyifli oyunlar, yakalambaç, seksek ve ip atlama. Bu oyunlar arkadaşlarla oynanınca daha keyifli bir hal alıyor.

Arkadaşlarımla oynarken daha keyifli oluyorum. Bu bana arkadaş sevgisi kazandırıyor.

Oyunlar oyun oynarken çok yorucu olmuyor aslında yani hem yorulup hem keyif alıyor insan. Eve gelince terlemiş oluyorum ve acıkmış oluyorum ama huzurlu oluyorum.

Arkadaşlarımla çok buluşamıyorum. Cumartesi günü kardeşimle parka gidiyorum arkadaşlarımla sadece okul bahçesinde oynayabiliyorum dışarıda seyrek görüşüyorum.

 Çocukluğumda birlikte oynadığım arkadaşlarım var ve hala birlikte oynarız. Çocukluk arkadaşlarıyla oynamak daha iyi oluyor. Yeni tanışmış arkadaşlarla arada çekişme oluyor çünkü beni tanımadıkları için hangi oyundan hoşlandığımı bilmiyorlar.

Fiziksel olarak spor amaçlı oyun oynuyorum, kilo verme amaçlı aslında. Bana göre kendimi kilolu görüyorum.

Oyun oynamamı aileden en çok kardeşim destekliyor.

Annem çocukluk arkadaşlarıyla çok sık görüşemiyor ancak babam çok sık görüşür çocukluk arkadaşlarıyla. Bizle eğlendiği gibi çocukluk arkadaşlarıyla da eğleniyor.”

Görüldüğü gibi yeni nesil için oyun özlemdir. Açık havada oynama şansından yazık ki yeterince yararlanamıyorlar. Sadece okulda teneffüslerde açık alan oyunlarını paylaşabiliyor.

Sonuç olarak:

Oyun kurmak üzere buluşmalar, oyun sonrası vedalaşmalar, dışarıda kalana çağrı gibi akran ilişkileriyle iletişim yeteneklerini geliştirmeleri de önemlidir.

Çocuklar oyunla, gelecekte anlatacakları anılar biriktirir, büyüdüklerinde ortak geçmişe ve ait olma duygusuna ulaşarak manevi güç de elde ederler.

Oyun, sadece çocukların kendi akranlarıyla paylaşacağı bir olgu değildir.

Büyüklerle çocuklar arasında da bir bağdır oyun, hangimiz bir yılbaşı tombalasında “çinko” bağırışlarını gülümsemeden hatırlarız ki?

Belki de oyuncak müzesi gibi, masal festivali gibi sokak oyunları da öne çıkarılarak sempozyum ve ya şenliklerle dikkat çekilecek özgün bir konu olarak ele alınmalıdır. Mahallelerde ki çocuk parklarına ek olarak açık alan oyunları parkı belki de ilçe ve kentlerde her yaş çocuklarının ihtiyacını gözetir bir zemin olarak düşünülmelidir.

Share this article!

Fikrini söyle

*

css.php