Olumsuzu Dönüştürmek

Bazen olumsuzla karşılaşınca “Biliyordum, içimde kötü bir his vardı.” dediğiniz olmuştur. İnanılır ki, içimiz sıkıldığında kötü bir şey olacaktır. Bu tutum kültürümüzle taşınmıştır. Az konuşmaktır makbul olan, çok gülünce mutlaka ardından ağlanacağına inanılır. Bunları duyarak, böyle olacağına inanarak büyümüşüzdür. Bu yerleşik inançların kaynağında, duyguları kontrol etmek, zaman zaman bastırmak, dışarıya dengeli bir görüntü yansıtma çabası vardır.  Bu yaklaşım, terbiye adına ve eğitim çerçevesinde, büyüklerin küçüklere öğüdü, uyarısı şeklinde süregelmiştir. Fakat duygular bastırıldığında, balonun içerisinde sıkışan havanın küçük bir darbeyle patlaması gibi, dışarıdan gelen bir uyaranla içimizde bastırılanların uygunsuz ve abartılı biçimde ortaya çıktığını biliriz. Oysa duyguları tanımak ve anlamak, neye ihtiyacımız olduğunu göstermesi bakımından değerlidir. Bu durum bazı şeyleri yok saymaktan, ötelemekten ve reddetmekten daha yararlıdır.

Mevlana “Görünmeyen yok değildir.” der. Gerçekten göremediğimiz, yok saydığımız ya da bastırmaya çalıştığımız duygular yok olmadığı gibi, etkilendiğimiz başka bir durum karşısında ortaya çıkar ve tepkilerimizin yoğun, hatta abartılı biçimde yansımasına neden olur. Psikolojik açıdan iç çatışmalara ve insanlarla etkin iletişim kuramamaya sebep olur.Gerek yaşam koçluğu sistemi, gerek psikodrama teknikleri ve kişisel gelişim alanındaki çabalar bu çatışmaların çözümünü araştıran yaklaşımlara sahiptir. Doğru olan nedir? Psikolojik alanda ki disiplinlerin çabası önemli bu sorunun cevabının her insanın kendi yaşam bütünlüğünde saklı olduğunu ve değişkenliğini açıklar niteliktedir. Cevabı her bireye göre farklıdır. İnsana ait tek bir doğrudan söz etmek, tek bir formül vermek gerçekçi ve olanaklı olmayabilir. Bir insan için doğru olan, bir diğeri için her zaman mümkün değildir.

Herkesin kendini tanıması, kendi duygularını kabullenip buna göre davranması, iç huzuru sağlaması, dolayısıyla bireysel gelişim açısından önemlidir. Duyguları yok saymak yerine yanlış inanışları değiştirmek, olumsuz bakış açısını olumluya çevirmek çok daha kalıcı ve yararlıdır. Bu durum aynı zamanda, psikolojik açıdan olgunlaşmayı beraberinde getirir. Olgunlaşma ise, değiştiremeyeceğimizi bildiğimiz gerçekleri kabullenerek, onların varlığına rağmen değil, onlarla birlikte bir yol oluşturabilmektir. Her insan psikolojik gelişim sürecinde önceki duygularının değişip dönüşerek olgunlaşmakta olduğunu fark edebilir. Bu süreçte karışıklık yaşamak da mümkündür. Karışıklığın uzun sürmesi sadece psikolojik olgunlaşma sürecini geciktirmekle kalmayıp, “depresyon” diye tanımlanan duygu-durum kargaşalarına neden olabilmektedir. Böylesi zamanlarda kişinin olumlu duygulara yönelmesi, psikolojik yönden güçlülük, yaşam sevinci duyması, enerjik ve üretken olması riske gireceğinden mutlaka profesyonel destek alması gereklidir.

Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda başlangıçta sözü edilen “İçimde kötü bir his vardı.” ifadesinin etkisi daha netleşecektir. Kişinin olumsuz bakış açısını olumluyla değiştirmesi, yanlış inanışları iyi ve doğruya dönüştürerek kendi kendini motive etmesi, duygusal olgunlaşma sürecini yapılandırır. Bunun farkında olmak ve sizi etkileyen yanlış inanışları tespit etmekse yapılacak ilk iştir.

25 Aralık 2011 Pazar

Share this article!

Speak Your Mind

*

css.php